'Türkiye nükleer silah sahibi olmalı mı?' sorusuna Hakan Fidan'ın cevabı tartışma yarattı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın savunma paktı kurma hazırlıklarının ortasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Nükleer silah sahibi olmalı mıyız?" sorusuna verdiği cevapla gündemi sarstı.

'Türkiye nükleer silah sahibi olmalı mı?' sorusuna Hakan Fidan'ın cevabı tartışma yarattı

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma paktı kurulması hazırlıkları sürüyor. Batılılar tarafından "İslâm NATO'su" olarak tanımlanan askerî ittifak, küresel ölçekte Müslümanların haklarını savunacak en güçlü yapılanma haline dönüşebilir. 

İttifaktaki bir ülkeye yönelik herhangi bir saldırıya topyekûn cevap vermeyi öngören muhtemel savunma paktı, Pakistan'ın varlığından ötürü nükleer caydırıcılık da sağlayacak. Söz konusu hazırlıklar, atom bombasına sahip ülkelerde kısmî paniğe yol açarken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "Türkiye nükleer silah sahibi olmalı mı?" sorusuna verdiği cevap sosyal medyanın gündemine oturdu. 

CNN Türk ekranlarında Ahmet Hakan'ın sunduğu programa konuk olan Fidan, Türkiye'nin nükleer silaha sahip olması gerekip gerekmediğine ilişkin soruya karşılık uzun süre sessiz kaldı.

Ahmet Hakan'ın "No comment (yorum yok) diyebilirsiniz... Yani şu var; herkes nükleer silah sahibi olmaya uğraşırken Türkiye'nin boş durmaması gerekiyor diye düşünüyorum" demesi sonrası Fidan, "Bunlar tabii birtakım stratejik yüksek konular. Bunlar geniş, büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar" ifadesiyle yetindi. 

İlgi çeken diyalog, İsrail'in talebiyle İran'a yönelik muhtemel Amerikan saldırısını değerlendirirken Tahran yönetiminin nükleer silah sahibi olup olmayacağı hakkındaki yorumlar sonrası yaşandı. İran'ın uranyum zenginleştirmeye ilişkin ciddi bir ısrarı bulunduğunu dile getiren Fidan, aynı zamanda İran dinî liderliğinin "Atom bombası yapmak haramdır" şeklindeki fetvasını hatırlattı. 

"Şimdi bu fetva ortadayken sistem bomba üretemiyor. Ama bomba yapmaya yakın yetenekler geliştiriliyor. Bomba yapmıyorsunuz ama yetenek geliştirdiğiniz için sürekli yaptırıma tâbîsiniz. Bomba yapmış gibi muamele görüyorsunuz" diyen Fidan, Tahran'ın uranyum zenginleştirmiş olsa bile bunu nükleer silaha dönüştürmeye yönelik bir adım atmadığını dile getirdi. 

"Atom bombaları yok İranlıların. Yapmak istediklerine dair bir veri de yok" ifadesini kullanan Hakan Fidan, nükleer silaha sahip olmak isteyen bir ülkenin bir yandan uranyum zenginleştirirken aynı zamanda nükleer başlık geliştirmesi, sonra bunları birleştirmesi gerektiğini söyledi. Fidan, İran'ın atom bombası silahına sahip olmak için hamle yapmadığına işaret ederek başka ülkelerin bu konuda varsayımlarla hareket ettiğini söyledi. 

NÜKLEER SİLAHLANMA YARIŞINA GİRECEK OLANLAR İRAN YA DA ORTADOĞU ÜLKELERİ DEĞİL

Haziran 2025'te İran ile İsrail arasında yaşanan ve '12 Gün Savaşı' olarak bilinen karşılıklı bombardıman süreci, Amerikan ordusunun İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırısıyla birlikte sona ermişti. B-2 bombardıman uçakları 22 Haziran'da GBU-57 tipi 3 tonluk sığınak delici mühimmatı İsfahan, Natanz ve Fordo'daki yeraltı tesislerinin üzerine bıraktı. 

Yeraltındaki tesislerin hasar görüp görmediği uzun süre tartışılırken İran ordusunun yaklaşık 400 kilogram ağırlıktaki zenginleştirilmiş uranyumu Amerikan saldırısından daha önce güvenli bir yere naklettiği ileri sürülüyor. 3-4 adet silindirle kolaylıkla taşınabilecek uranyum miktarıyla 10-15 kadar nükleer başlığın yapılabileceği belirtiliyor. 

Nükleer silah geliştirme niyeti bulunmadığını söyleyen İranlılara, "O halde niçin uranyum zenginleştiriyorsunuz" sorusunun sorulduğunu hatırlatan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bunun yanında nükleer silahların edinilmesine ilişkin dünyada ciddi şekilde çifte standart bulunduğuna dikkat çekti. 

"Uluslararası toplumun nükleer silahlarla ilgili çok ciddi bir açılıma gitmesi gerekiyor. Çünkü ağır bir çifte standart var" diyen Fidan, Türkiye'nin 1970'ten beri taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nın bazı adil olmayan hükümler içerdiğine işaret etti. 

Anlaşmanın imzalandığı tarih itibariyle nükleer silah sahibi olan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaya devam edeceği maddesine vurgu yapan Fidan, "Bunlar Birleşmiş Milletler'in 5 daimî üyesi. Diğer hiç kimsede olmayacak. Bunun karşılığında da bu ülkelere barışçıl nükleer enerji için teknoloji aktarımında bulunulacak ve nükleer silah sahibi olan ülkeler ise bu silahlardan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklar. Ama son 2 maddenin hiçbiri gerçekleşmedi. Dolayısıyla bir nükleer adaletsizlik var" dedi. 

ABD'nin müttefiklerine sağladığı koruma kalkanını kaldırması senaryosundan hareketle bazı ülkelerin hızla nükleerleşebileceğine ilişkin bazı ihtimaller bulunduğunu dile getiren Fidan, "İleride daha fazla sayıda ülkeyi nükleer silah ararken görebiliriz ve bu, İran veya Ortadoğu'dan herhangi bir ülke olmayacak. Asya Pasifik'ten ve Avrupa'dan olacak" diye konuştu. 

Bu arada İran'ın nükleer silah sahibi olmasının bölgede atom bombası yarışını tetikleyebileceğine vurgu yapan Fidan, "Bölgede dengeyi değiştirecek dramatik değişimleri görmek istemiyoruz açıkçası. Bir güç dengesi var. Bunun bozulması işbirliği ruhunu ciddi manada zedeler. Ayrıca, bunu farklı okuyan, İran'la birtakım daha farklı sorunları olan ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içine sokar ve aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Dolayısıyla bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum" değerlendirmesinde bulundu. 

00 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir