Hakan Fidan: Haluk Görgün ve arkadaşları MİT'teki operasyon odasında! 6 tane SİHA ile güvenlik mimarisi değişiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, küresel ölçekte İHA/SİHA pazarının yüzde 65'ini kontrol eden Türk savunma sanayiinin uluslararası arenada Türkiye'ye sağladığı faydaları anlattı.

Hakan Fidan: Haluk Görgün ve arkadaşları MİT'teki operasyon odasında! 6 tane SİHA ile güvenlik mimarisi değişiyor

İHA/SİHA'lar konusunda dünya pazarının yüzde 65'ini domine eden Türkiye, bu teknolojinin ihracından elde edilen kazanımları diplomasiye tahvil ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk savunma sanayiinin uluslararası arenada Türkiye'ye sağladığı faydaları anlattı. 

CNN Türk ekranlarında Ahmet Hakan'ın konuğu olarak çarpıcı açıklamalarda bulunan Fidan, savunma sanayii aktörlerinin SİHA'lar ve yerli mühimmat kullanılarak yapılan operasyonları Millî İstihbarat Teşkilâtı'na gelerek bizzat takip ettiğini açıkladı. 

Bayraktar TB2'lerin Türk ordusu envanterine girmesiyle birlikte terörle mücadelede her şeyin değiştiğini söyleyen Fidan, "SİHA'lar envantere çok daha erken girmiş olsaydı biz görüntü istihbaratına ve havadan müdahale imkânlarına daha erkenden sahip olsaydık bu terör illetinden daha erken kurtulma imkânımız olacaktı" dedi. 

İşte Hakan Fidan'ın açıklamalarından önemli satır başları:

"Bizim savunma sanayiinde geliştirdiğimiz yeteneklerin kullanılması birkaç yerde bize ciddi alan sağlıyor. Birincisi terörle mücadele gibi problemli alanlarda, sınır ötesi sorunlarımızda inanılmaz derecede oyun değiştirici bir çarpan etkisi getiriyor. 

Mevcut harekâtlarda, sıcak operasyonlarda geliştirdiğimiz bütün yetenekleri, silahları, mühimmatları, İHA/SİHA'ları hep kullandığımız için sisteme yaptığımız geri beslemeler var. Mesela SİHA aldınız, uçuruyorsunuz. Operasyonda kullanıyorsunuz. Ondan ROKETSAN'ın ürettiği mühimmatı atıyorsunuz; TB2'den, AKINCI'dan, AKSUNGUR'dan veya ANKA'dan. 

Mühimmat ve uçaklara ilişkin geri besleme yapıyorsunuz. Uçak ve bütün sistemler harp şartlarında kendilerini güncelliyor. Bununla birlikte 'ürün mükemmelleştirmesi' dediğimiz bir âna ulaşıyorsunuz. 

Başkası sizin ürününüzü aldığı zaman aslında en az bir operasyonda denenmiş, mühimmatla attığı hedefi vuran, hiçbir sisteminde sıkıntısı bulunmayan, payload'u ile uçak arasında hiçbir sorunu bulunmayan, arayüzleriyle tamamıyla iyi yazılmış, donanımı iyi hazırlanmış iyi bir sistem ortaya çıkıyor. 

Aynı şekilde bu durum diğer ateş destek unsurları için de geçerli; topçu üniteleri, tank üniteleri başta olmak üzere elektronik harp üniteleri..." 

SAVUNMA SANAYİİ EKİBİ MİT'TEKİ OPERASYON ODASINDA...

"Millî İstihbarat Teşkilâtında iken bu süreci bizzat yaşadık. Bunu büyük bir sorumluluk ve memnuniyet içerisinde yapıyordum. Hatta hiç unutmam, şimdiki Savunma Sanayii Başkanımız (Haluk Görgün) o dönem ASELSAN'daydı; MİT'teki operasyon odasına geldiler, hangi mühimmat nasıl gitti, ne oldu... Şu operasyonda şöyle oldu, böyle oldu şeklinde yerinde incelerdi arkadaşlarıyla beraber. 

O dönem Savunma Sanayii Başkanlığına yeni atanmıştı, arkadaşlarıyla beraber gelirdi. Yani ROKETSAN'dan ASELSAN'dan genel müdürler gelirler ve MİT'teki operasyon odasında bizzat görürlerdi. Yani 'şu hedefe şu operasyonu yaparken böyle bir şeyimiz var...' diyerek arkadaşlarımız o konuda çok ilgililer. 

Aradaki diyalog, işbirliği ve görev ruhu, bütün arkadaşlar en az benim kadar, başka yerlerde de olsa, sivilde de olsalar, Baykar'dadır, TUSAŞ'tadır, HAVELSAN'dadır veya üniformalıdır yahut istihbaratçı gibi üniformasızdır... Yani herkesin aynı ruhla aynı istikamete gitmesi önemli. 

Biz Dışişleri Bakanlığı bünyesinde yeni bir birim kurduk. İkili Savunma İşbirliğinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı... Önceden sadece uluslararası güvenliğe bakıyorduk, şimdi başka ülkelerle olan savunma sanayii işbirliğimiz, askerî işbirliğimiz artık dış politikamızın önemli bir alanı oldu. 

Ayrıca teknoloji ve finans modern diplomaside olmazsa olmaz alanlar. Enerjiyle ilgili var, insan haklarıyla ilgili var, bağlantısallıkla ilgili müstakil birimler de kuruyoruz." 

TB2'LER ENVANTERE DAHA ÖNCE GİRMİŞ OLSAYDI TERÖR İLLETİNDEN DAHA ÖNCE KURTULURDUK

"Afrika'dan birçok ülke sizden savunma sanayii ürünü almak istiyor. Savunmada işbirliği yapmak istiyor. Askerî tatbikat yapmak istiyor ve terörle mücadelede yanlarında olmanızı istiyor. Bu küme giderek artıyor. Askerî unsurlarımız harekete geçmeden önce siyasî görüş alıyorlar. Yani 'Biz burada böyle bir hareketi yapmalı mıyız yapmamalı mıyız?' Şimdi biz bu verileri toplayıp bakıyoruz, genel büyük siyasî resim içerisinde... Çünkü Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı'nın siyasî vizyonunu hayata geçirmek ve koordine etmekten sorumludur kanunen. 

Bizim dış politika alanlarımız var, enerji var, savunma var, istihbarat var, finans, ticaret, sanat ve eğitim var. Tüm bunlar bütüncül bir resim içerisinde, Cumhurbaşkanının koyduğu dış politik resimde nereye oturuyor? Nereye oturmalı? Hangisi, kim nerede kalmalı? Bunun envanterini tutan, planlamasını yapan Dışişleri Bakanlığı'dır. Biz de şunu artan bir şekilde görüyoruz ki artık, savunma sanayii ve savunma işbirliği bizim vazgeçilmez bir dış politika alanımızdır. 

Bu çok büyük bir asset (varlık). Bu bizde çok ciddi alan ilerleten bir yer. Yani siz bir ülkeye gittiğiniz zaman oradan sadece pazar talep etmiyorsunuz. Adam diyor ki, 'Benim burada terör örgütüm var, baş edemediğim organize suç örgütüm var...' 

Yani bizim verdiğimiz 6 SİHA ile millî güvenlik mimarisi değişen ülkeler var Afrika'da. Biz bunu kendimiz de yaşadık. Diyelim ki SİHA'lar envantere çok daha erken girmiş olsaydı biz görüntü istihbaratına ve havadan müdahale imkânlarına daha erkenden sahip olsaydık bu terör illetinden daha erken kurtulma imkânımız olacaktı. 

Çünkü bunu bilen ülkeler size bunları vermiyorlar, müttefikiniz de olsa. Amerika vermedi bunu bize. İsrail satmıştı uzun yıllar önce, bir müddet kullanıldı, sonra şey olmadı. Ta ki Baykar, TB2'leri sisteme sokana kadar böyle bir yeteneğimiz olmadı bizim." 

 

00 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir