Çelik Kubbe'ye talep patlaması yakın: Körfez'in Patriot için aradığı ABD'ye ulaşılamıyor

İran kaynaklı füze ve kamikaze İHA'ların tehdidi altındaki Körfez ülkeleri, yoğun ateşleme esnasında stoklarını önemli ölçüde eritti. Yeni füzeler için ABD'nin kapısını çalan Arap başkentleri, beklemedikleri bir tavırla karşılaştı. Saldırıların ortasında füze tedarikini şantaj unsuru olarak kullanan Washington, Amerikan-İsrail çıkarları için Tahran'la savaşmaktan kaçınanları 'mühimmat satmayıp onları savunmasız bırakmakla' cezalandırıyor.

Çelik Kubbe'ye talep patlaması yakın: Körfez'in Patriot için aradığı ABD'ye ulaşılamıyor

ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da İran'ı bombalamasıyla başlayan savaş, Körfez coğrafyasının bazı noktalarında önemli ölçüde yıkıma neden oldu. İran'dan ateşlenen balistik füze ve kamikaze İHA'lar, yaklaşık 40 bin Amerikan askerini barındıran Körfez şehirlerini hedef aldı. 

Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn genelinde pek çok nokta saldırılar sonucu alevler içinde kaldı. Füze ve İHA'lardan en çok zarar gören ülkeler ise İran'a yakın konumda bulunan Bahreyn, Katar ve BAE oldu. Amerikan donanmasında 5. Filo'ya ev sahipliği yapan Bahreyn başkenti Manama, onlarca kez saldırıya uğradı; 9 bin ABD askerinin bulunduğu kışla çevresinden alevler yükseldi. 

Katar'da yaklaşık 10 bin Amerikalının barındığı el-Udeyd Üssü de İran füzelerinin hedefiydi. Savaşın ilk 48 saati boyunca Katar topraklarına yönelen 65 füzenin 63'ü, 12 İHA'nın ise 11'i etkisiz hale getirildi. Hem Patriot hem de THAAD bataryalarına sahip Katar'ın tehdit önleme oranı yüzde 96'yı yakaladı. ABD'lilerin işlettiği hava savunma bataryaları hiç susmazken, 9 Eylül 2025'te İsrail uçaklarının Doha'yı bombalaması esnasında sessizliğe gömülen Patriot sistemleri, füzeyi ateşleyen İran olunca sürekli tetikte kaldı. 

Değeri 1 milyon dolardan başlayan Patriot füzeleri sık sık, İran'dan ülkeye yönelen hedefleri vurdu. Katar yönetimi ayrıca İran'a ait 2 adet Su-24 uçağının düşürüldüğünü duyurdu. 

Birleşik Arap Emirlikleri ise savaşın başladığı cumartesi gününden salıya dek tespit edilmiş 871 adet İHA ve füzeden 814'ünün imha edildiğini açıkladı. Bu durum ülkenin yüzlerce hava savunma yahut havadan havaya füze ateşlediğini ortaya koyuyor. BAE ordusu envanterinde yüksek irtifada koruma sağlayan bölge hava savunma sistemi THAAD ile birlikte Patriot PAC-3 bulunuyor. 

Abu Dabi yönetimi Amerikan sistemlerinin yanında Güney Kore, Rus ve İsrail yapımı hava savunma bataryalarına da sahip. BAE, yerli Skynight adı verilen kısa menzilli bir silahı da kullanıyor.

İran füzeleri Dubai'de büyük panik oluşturdu. Turizm metropolünden ayrılmak isteyenler havaalanı ve otoyollara akın etti. Yönetimin açıkladığı verilere göre BAE'nin füze önlemede isabet oranı yüzde 90'ın üzerinde. Ancak özellikle THAAD ve Patriot sistemlerinin kullandığı füzeler hem pahalı olması hem de hızlıca tedarik edilememesi nedeniyle, savaşın uzaması halinde önemli bir soruna dönüşecek gibi görünüyor. 

BAE ordusu, hava savunma cephaneliğini doldurmak için yıllardır uğraş verdi. Ancak çeşitli savunma uzmanlarının açıkladığı tahminlere göre, füze stokunun önemli kısmını tüketmiş olabilir.

Sık sık alevler içinde kalmış görüntüleri sosyal medyayı sallayan Bahreyn ise savaşın ilk 3 gününde 45 adet balistik füze ve İHA'yı düşürdüğünü duyurdu. Hava savunma konusunda genellikle Amerikan sistemlerine güvenen Körfez ülkeleri, uygun maliyetli kamikaze İHA'ları düşürmek için bile milyon dolarlık füzeler kullanıyor. İran yapımı Şahid-136 tipi kamikaze İHA'ların 20 bin ilâ 50 bin dolar arasında maliyeti bulunduğu belirtiliyor. Balistik füzelerin ise 1-2 milyon dolarlık masrafla inşa edildiği sanılıyor. 

İRAN SALDIRIRKEN 360 MİLYON DOLAR HARCADI, BAE'NİN SAVUNMA MALİYETİ 2,3 MİLYARI BULDU

İran 28 Şubat ve 1 Mart günlerinde 165 balistik füze, 2 seyir füzesi ve 541 kamikaze İHA kullanarak BAE topraklarını hedef aldı. Tahran'ın cumartesi ve pazar günleri Birleşik Arap Emirlikleri'ne saldırmak için toplam harcaması 170 ilâ 360 milyon dolar arasında oldu. 

BAE, İran'dan yönelen tehditlerin yüzde 90'ından fazlasını havada önlemeyi başardı ancak bu işin maliyeti oldukça kabarık. İran'ın saldırmak için harcadığı maksimum 360 milyon dolara karşılık BAE bu füze ve İHA'ları önlemek için 1,5 ilâ 2,3 milyar dolar arasında değere sahip mühimmat harcadı.

Mevcut tablo, saldıran tarafın bu işi 5'te 1 oranında daha az maliyete gerçekleştirdiğini ortaya koydu. Savunan taraf ise saldırgandan 5 kat daha fazla para harcadı. 

İnsansız hava araçlarına karşı hava savunma füzesi ateşlenmesi durumunda bu fark daha da belirgin hale geliyor. İran'ın kamikaze İHA'lara harcadığı her 1 dolara karşılık, BAE bu araçları düşürmek için yaklaşık 25 dolar harcıyor. Ucuz hava araçlarını pahalı füzelerle düşürme yöntemi, finansal bakımdan rahat durumdaki ülkeleri bile darboğaza sürükleyebilir. Üstelik bu ülkeler, hava savunma füzelerinin tedariki için uzun süre kuyrukta beklemek zorunda. 

'BENDEN FÜZE İSTİYORSAN BENİM İÇİN İRAN'LA SAVAŞMAK ZORUNDASIN'

Üstelik tek sıkıntı uzayan kuyruk değil. İran'a karşı topraklarını savunmak isteyen başkentler mühimmat depolarını yeniden doldurabilmek için yüklü miktarda ödeme yapmanın yanında Amerikan çıkarlarına boyun eğmeye de zorlanıyor. Körfez ülkeleri ABD ve İsrail'in müşterek biçimde başlattığı İran 'operasyonuna' katılmaya zorlanıyor. Bu yöndeki önemli ifşaat Londra merkezli yayın organı Middle East Eye (MEE) tarafından yayınlandı. 

MEE'ye konuşan bir Batılı yetkili ile eski bir Amerikalı üst düzey bürokrat, bazı Körfez ülkelerinin İran'a karşı savaşta ABD ve İsrail'e katılmaları yönünde baskı gördüğünü, bu esnada hava savunma füzesi konusunun ise şantaj unsuru olarak kullanıldığını anlattı. İran'ın saldırısına uğrayan Körfez ülkelerinden en az biri, füze stoklarının yenilenmesi konusunda Amerikalı yetkililerden talepte bulundu; ancak görüşmelere aşina olan eski bir ABD'li kaynağın belirttiğine göre bu talep geri çevrildi. 

Başka bir olayda bir başka Körfez ülkesi, Amerikan ordusunun ülkedeki hava üslerini kullanmaya yönelik taleplerine karşılık Washington tarafına, 'hava savunma füzesi getirip getirmeyeceklerini' sordu. İran tehdidini göstererek Körfez ülkelerini savaşa girmeye zorlayan Amerikan tarafı, buna direnç gösteren yönetimleri füze tedarikini kesmekle tehdit ediyor. 

Ancak Beyaz Saray'a yakın Amerikalı eski bir yetkili, saldırıların ortasında bu politikanın devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin hayal kırıklığına uğrayacağını belirtiyor. İsrail yanlısı Amerikan Senatörü Lindsey Graham'in İran'a yönelik saldırılar başlamadan önce Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a İran'a savaş açması yönünde baskı yaptığı ortaya çıkarken, Londra basını geçtiğimiz günlerde Washington'un Türk 5. nesil savaş uçağı KAAN'ı satın almaya niyetlenen Riyad'ı tehdit ettiğini duyurmuştu. 

ABD şimdi İran saldırılarını karşılamak için kullanılacak füzeleri Körfez'e tedarik etme konusunu ağırdan alıyor. Bu durum, İsrail'in Eylül 2025'te Katar başkenti Doha'yı bombalamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın Körfez'e verdiği güvenlik garantilerine rağmen meydana geldi. 

ABD'YE BAĞIMLILIKTAN KURTULMA REÇETESİ: ÇELİKKUBBE

Savunma sistemlerinin şantaj aracı olarak kullanıldığı mevcut tablo, ABD ile güven bunalımı derinleşen Körfez'in Türkiye ile daha da yakınlaşması sonucunu doğurabilir. 

Ankara, alçak irtifadan, orta ve yüksek irtifaya dek katmanlı hava savunma stratejisini ÇELİKKUBBE adıyla tüm dünyaya ilan etmişti. İran füze ve İHA'larının tehdidi altındaki Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Kuveyt, Türkiye'den çeşitli sistemleri tedarik etme yönünde bir karar verdiği takdirde hem ABD'ye bağımlılıktan kurtulma hem de tehditleri daha ekonomik biçimde bertaraf etme imkânı elde edebilir. 

ROKETSAN üretimi lazer silahı ALKA, İHA ve dronları yakın mesafeden neredeyse sıfır maliyetle etkisiz hale getirirken, ASELSAN KORKUT ise alçak irtifadaki hedefleri, füzeye gerek bırakmaksızın mühimmatla yok ediyor. İran saldırıları ağırlıklı olarak kamikaze İHA'lardan oluştuğu için Türkiye'nin alçak irtifa sistemlerinin tercih edilmesi yüksek bir olasılık haline geldi. 

Bunun yanında HİSAR ve SİPER sistemleri, hava savunma füzeleri konusunda Washington'a bağımlı kalmak istemeyen ülkeler için en önemli çözüm alternatifine dönüştü. İran saldırılarının nihayete ermesinin ardından bu ülkelerinn, hava savunma sistemi talepleriyle Ankara'nın kapısını çalmasına kesin gözüyle bakılıyor. 

 

00 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir