Suudi Arabistan'ın katılacağı KAAN programı için çarpıcı yorum: Müslüman güçlerin yeni bağımsızlık sembolü
Millî Muharip Uçak programına Endonezya'nın ardından Suudi Arabistan'ın da katılacağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarıyla kesinleşti. Riyad'ın KAAN ortaklığıyla projenin finansman açısından rahatlayacağına işaret eden bir analiz şu çarpıcı tespitle öne çıkıyor: "KAAN, kendi sınıfının en ölümcül silahı ve Müslüman güçlerin yeni bağımsızlık sembolü haline gelecek."
Millî Muharip Uçak KAAN programına katılmak isteyen ülkeler arasında Suudi Arabistan'ın bulunduğu bilgisi bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından teyit edildi. Riyad ve Kahire'yi kapsayan ziyaretleri sonrası Türkiye'ye dönerken gazetecilere yaptığı açıklamada Erdoğan, Suudi Arabistan'ın çok yakında KAAN siparişi vereceğinden bahisle şu açıklamayı yaptı:
"Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe, bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Biz savunma sanayiinde öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz.
Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli işbirliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN, sadece bir savaş uçağı değil. KAAN, Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür.
KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça bu tür işbirliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz."
SUUD SİPARİŞİ 100 ADET KAAN'I KAPSAYABİLİR
Endonezya'nın 2025 yılında 48 adet KAAN uçağını satın almak üzere sözleşme imzalamasının ardından tüm gözler Riyad yönetiminin atacağı adıma çevrildi. KAAN programında işbirliğine dair yapılacak anlaşmanın, uçağın belirli parçalarının Suudi Arabistan topraklarında üretilmesini içermesi bekleniyor. Son iki yıldır Millî Muharip Uçak KAAN'ı incelemek üzere TUSAŞ tesislerine ziyaretler gerçekleştiren Suud yönetiminin ilk etapta 100 uçak siparişi vereceği öne sürülüyor.
TUSAŞ, KAAN'la birlikte Türkiye'yi beşinci nesil uçak tasarlayıp üretme becerisine sahip ülkeler arasında soktu. KIZILELMA ve ANKA-3 gibi insansız uçakların KAAN'la havada tam entegrasyonu ise önümüzdeki dönemde Türk Hava Kuvvetleri'ne 6. nesil harekâtın kapılarını açacak. İlk 20 uçağı kapsayan Blok-10 versiyonunun 2029 yılında Türk Hava Kuvvetleri'ne teslimi hedefleniyor.
Suudi Arabistan'ın olası KAAN ortaklığına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirilen ifadeler, programın yakın gelecekte finansal açıdan geniş olanaklara sahip olacağına işaret ediyor. Riyad'ın KAAN uçağına ilgisi hakkında Endonezya basınında yayınlanan bir analiz çarpıcı ifadeler içeriyor.
Cakarta merkezli yayın organı Indomiliter tarafından servis edilen analizde KAAN uçağı 'Müslüman ülkelerin bağımsızlık sembolü' olarak nitelendi.
Ankara ile Riyad arasında Millî Muharip Uçak KAAN ortaklığına ilişkin anlaşma hazırlığı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyuruldu.
— TRHaber Savunma (@savunma_trhaber) February 5, 2026
▪️Suudi Arabistan'ın KAAN programına 100 adet uçak siparişiyle katılmak istediğine dair bilgiler geçtiğimiz yıl çeşitli kaynaklarca yayınlanmıştı. pic.twitter.com/4sav9UzLnc
ERDOĞAN VE MBS'NİN 'KAAN' HAMLESİ DÜNYAYA GÜÇLÜ BİR SİNYAL
ABD Başkanı Donald Trump söz vermesine rağmen Suudi Arabistan'ın F-35 uçaklarına ulaşmasının zor olduğunu ileri süren Endonezya yayınında şöyle denildi:
"Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ilişkiler, salt siyasi normalleşmenin ötesine geçerek son derece iddialı yeni bir aşamaya girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Şubat 2026'da uluslararası toplumu şok eden bir açıklamayla, Suudi Arabistan'ın Türk havacılığının amiral gemisi beşinci nesil savaş uçağı programı KAAN'da önemli bir yatırım ortağı olma fırsatını ortaya koydu.
Bu açıklama, Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS) ile birebir görüşmesinden kısa bir süre sonra geldi ve üst düzey bir savunma anlaşmasının artık sadece zaman meselesi olduğunu gösterdi.
TUSAŞ (TAI) tarafından geliştirilen KAAN uçağı, Türk tarihinin en prestijli havacılık ve uzay projesidir. İlk prototipinin 2024 yılında başarıyla havalanmasından buyana, hayalet savaş uçağı Ankara'nın savunma teknolojisindeki öz yeterliliğinin sembolü haline geldi.
Seri üretimin 2029'da başlaması öngörüldüğünden, Suudi Arabistan'ın yatırım ortağı olarak varlığı sadece yeni sermaye sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda KAAN savaş uçağının Ortadoğu bölgesinde hava üstünlüğü için diğer Batı platformlarıyla rekabet eden ciddi bir rakip olarak konumunu da güçlendirecektir.
Bu potansiyel işbirliği, aslında iki ülke arasında son dönemde yakınlaşan ilişkilerde buzdağının sadece görünen kısmı. Savunmanın ötesinde, bu stratejik ortaklık, yakın zamanda imzalanan 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji anlaşmasıyla da güçleniyor. Bu köklü değişim, Ankara ve Riyad arasındaki gergin geçmişin yerini güçlü bir işbirliği sürecine bıraktığını gösteriyor.
Suud sermayesinin katılımı Türkiye için savunma üretimi ve ihracat süreçlerini hızlandıracaktır. Suudi Arabistan için ise geleneksel Batılı silah tedarikçilerine olan bağımlılığını azaltırken savunma modernizasyon vizyonunu güçlendirmek adına altın bir fırsat anlamına geliyor.
Bu ortak yatırım yakın gelecekte kesinleşirse, bölgesel hava gücü manzarasını önemli ölçüde değiştirecektir. Riyad'ın mali desteğinin KAAN'ın gelişmiş alt sistemlerinin geliştirilmesini hızlandırması, en yeni silah ve sensörlerin entegrasyonunu sağlaması ve onu sınıfının en ölümcül savaş uçağı haline getirmesi bekleniyor.
Erdoğan ve MBS'nin bu cesur hamlesi, Ortadoğu'daki yeni güç bloğunun artık bağımsız, rekabetçi ve geleceğin teknolojisine dayalı bir savunma temeli oluşturduğuna ilişkin dünyaya güçlü bir sinyal gönderiyor. Riyad'ın KAAN projesine potansiyel finansman sağlaması sadece ticarî bir mesele değil, aynı zamanda son derece iyi hesaplanmış bir jeopolitik hamledir."

MÜSLÜMAN GÜÇLERİN YENİ BAĞIMSIZLIK SEMBOLÜ OLMAYA DOĞRU...
"Suudi Arabistan'ın Amerika Birleşik Devletleri'nden F-35 hayalet savaş uçakları edinme hırsının Washington'da duvara tosladığı bir değil. ABD Kongresi'nin Ortadoğu'daki güç dengesi ve insan hakları sorunları gibi çeşitli hususlar nedeniyle uçak satışına onay vermemesi, Riyad'ı farklı arayışlara zorladı.
İşte bu bağlamda KAAN savaş uçağı stratejik bir 'kurtarıcı' olarak ortaya çıktı. Suudi Arabistan için KAAN'a yatırım yapmak, Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan anlaşmanın karmaşık siyasi şartlarına bağlı kalmadan beşinci nesil savaş uçağı teknolojisine erişim sağlamak anlamına geliyor.
Bu arada, KAAN'ın seri üretimini hızlandırmak için önemli bir sermaye enjeksiyonuna ihtiyaç duyan Türkiye, ideal bir finansal ortak olarak Suudi Arabistan'ı bulmuş görünüyor. KAAN anlaşması gerçekleşirse Millî Muharip Uçak artık sadece Ankara'nın iddialı bir projesi olmaktan çıkıp, bölgedeki Müslüman güçlerin yeni bağımsızlık sembolü haline gelecektir.
Riyad muhtemelen bu pozisyonu Batı ile yeniden müzakere etmek için kullanacak ve F-35 kapısı kapalı kalırsa Doğu Bloku ve diğer bölgesel müttefiklerle işbirliği kapısının sonuna kadar açık olacağını gösterecektir. Sonuç olarak KAAN projesine yapılan yatırım, Riyad'ın Washington'un onayına ihtiyaç duyup duymamasına bakmaksızın kendi hava filosunu kurmaya hazır olduğuna dair açık bir mesajdır."
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler:
— TRHaber Savunma (@savunma_trhaber) December 20, 2025
▪️Benimsediğimiz vizyonun adı KAAN'dır, ALTAY'dır, KIZILELMA'dır, GÖKTÜRK'tür, ANKA'dır, SİPER'dir, SUNGUR'dur, KORKUT'tur, MİLGEM'dir, MİLDEN'dir.
▪️Esasen bu vizyonun adı Türkiye Yüzyılı'dır. pic.twitter.com/8hcuKQht00
00 Yorum
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!